Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Ağrı Dağı
  Ağrı Dağı - Tarihçesi  
 
 

 
 
 
 
 
 
 

    

BÜYÜK AĞRI DAĞI

Büyük   ve   Küçük     Ağrı  dağları;   Türkiye,  İran  ve  Nahcivan   devlet  sınırlarının   birleştiği  bir  noktada yer alır. Küçük Ağrı doğuda,  Büyük   Ağrı   Dağı   batıdadır.   Her   ikisine   birden  Ağrılar denir. Doğubayazıt ovasının  kuzeyinde,  ilçe   merkezine   15 km.  uzaklıktadır.   Ana  kütleyi Büyük     Ağrı  oluşturmaktadır.  Her ikisinin  yamaçlarında  oluşmuş pek çok parazit koniler vardır.

Türkiye’ nin en büyük dağı olan Büyük Ağrı dağı (5.137 m.) solmuş volka- nik bir yanardağdır.  Ağrı Dağı, Aras güneyi dağının ucu ile bağlantılıdır. Ağrı dağı ile bu sıra dağı birbirinden Pamuk Gediği ayırmaktadır ki, Doğu bayazıt- Iğdır karayolu buradan geçer.

Ağrı  dağının   kuzey  batısındaki   Iğdır  ovasından  yüksekliği   4.500  m.. güneyindeki  Doğubayazıt  düzlüğünden nisbi yüksekliği 3.400 m.’ dir. Bu fark Iğdır ovasının çukurda oluşundandır.

Ağrı dağı,  küçük tepeler teşkil etmeden,  birbirine  tek  başına  yükselerek dünya  volkanlarının  en  görkemlisi  olmuştur . Dağın  zirvesinde  kar  ve buzlarla  kaplı  bir  krater  vardır.  Bundan  örtülü  dağın  tepesi  yaz - kış devamlı karla kaplı olarak beyaz görünür. Büyük  Ağrı’nın  üzerini  bulut örter ve tepe tarafına yazın dahi kar ve yağmur yağar.

Ağrı Dağı  yaklaşık   17  km.  yarı  çapında  bir  taban üzerine oturmuştur. 1.188   km.2  yer kaplamaktadır.  Çevresi  128 km. dir. Dağın tepe tarafı üç çataldır  ve  en  yüksekliği Iğdır’ a  bakandır .  Kar  sınırı     4.000  -  4.500 metreden başlayan dağ, geniş bir alana egemen olduğu için, Karaköse’ nin bir   çok   yerinden,   Iğdır   ilinin  ve   Nahçıvan’ ın  her  tarafından,  Van, Erzurum, Kars,  Ermenistan  ve  İran’ ın  yüksek  yerlerinden  görülebilir. Bu dev kütlenin yakından görünüşü heybetli ve etkileyicidir.

Dağ bir sünger  gibi  kendi suyunu kendi içine çekerek emer. Dağın emdiği suların  bir  kısmı  Serdarbulak,  Yakup,  Örtülü  ve  Topçatan   kaynakları ile dışarı çıkar. Ancak yarık bulamayan kar suları dağın  eteklerine  doğru akar.   Dağ  eteklerine  yaylaya çıkan göçebeler, dağda çok sayıda bulunan evcil ve yabani hayvan bu sulardan faydalanır.

Ülke turizmi yönünden büyük bir öneme sahip olan Ağrı dağı: Her zaman karlı,  her  zaman  dumanlı... Onun  başı  hep  göklerde... Büyüleyici beyaz zirvesi  sonsuza  asılmış  bir  bulut  gibi ve yeryüzünden tamamen kopmuş görünen efsane dağ Ağrı, türkülere sinmiş, aşıklara ilham kaynağı olmuş...
Büyük   Ağrı’ nın  kuzey  yamacında  ve  4.000 m.  yükseklikte  Küp  Gölü adında bir karakter göl vardır. 

Dağın zirvesinde Ağustos ayında bile ısı –6 dereceden aşağı düşmez. Yaz mevsiminin  sıcak  günlerinde  normal  ısı  0’ ın  altında -6*,-10* arasında olur. Yaylası bol, otlaklarının her mevsimde otları  görünür.  Ağrı dağının yamaçlarında  ağaçsı  bitki  örtüsünün  çok  seyrek  olduğu  dikkati  çeker. Bazı kesimlerde bodur huş ağaçlarına ve ardıç çalılıklarına rastlanır.

Kışın D. Bayazıt ovasına karla örtülü olduğu halde,  Ağrı  dağının  güney doğu,  güney  ve güneybatı yamaçlarında kar tutmayan pek çok yer vardır. Kışın  buradan  “kışlak”  olarak  kullanılıp  koyun  otlatılır. Bilhassa inek vadisindeki mağaralar, yüzlerce koyunu barındırabilecek genişliktedir.

Tarihi  belgeler ,  Dede  Korkut  Hikayeleri  ile  İstahri ve Mukaddesi gibi Arap  yazarlarının  verdikleri   bilgilere   göre,   önceki   yüzyıllarda   Ağrı yamaçlarının  ormanlarla  örtülü  olduğu  anlaşılmaktadır .  Günümüzde iyice  çıplak  bir  durum  kazanan  Ağrı  Dağının etekleri, çevresine tespih taneleri  gibi dizilen köylerde çok sayıda beslenen hayvanlara aşırı otlama yüzünden  iyice  çoraklaşmakta,  hatta  erozyon  baş göstermektedir. Hafif bir rüzgarda Örtülü,  Çiftlik,  Türkmen ve Gölyüzü köyleri çevresinde kumırtınası başlamaktadır.

 KÜÇÜK AĞRI DAĞI

Ağrı  Dağının  volkanik  kütlesi temelde birdir, sonradan iki büyük koniye ayrılır. İşte bu konilerden doğudakine Küçük Ağrı dağı adı verilir.

Büyük  Ağrı’ nın  hemen yanı başında yükselen  Küçük Ağrı Dağı, oluş ve yapı bakımından Büyük Ağrı’ ya benzer. Bu diğerinin tersine sivridir, tam bir  konik  çadır  şeklindedir.  Küçük   Ağrı  daha  sivri, büsbütün susuz ve çıplaktır.  Her  iki  volkan  dağın  doruk  çevresinde  dört yana doğru derin sarp yamaçlı ve dar vadiler uzanır.

2.500   metreye  kadar  ortak  bir  taban  üzerinde yükselen iki koniyi, yani Büyük   Ağrı ile Küçük   Ağrı dağını  14 km.  uzunluğundaki  Serdarbulak geçidi ( 2.687 m. ) ayırmaktadır.  Bu iki dağın arası kısa ağaçlarla kaplıdır. Küçük Ağrı’ nın karı yaz ortamında tümüyle kalkar.

Küçük   Ağrı’ nın  tam  tepesinde kraterin ağzında göl halinde su birikirse de,  bu  çukurluğun  suları  yazın  kurur.  Yamaçlar  diktir,  fakat çoklukla kayalık değildir.

Ağrı Dağının Tarihi  ve  Kültürel Özellikleri:

Ağrı Dağı, Doğu Anadolu'nun, özellikle Ağrı vilayetinin simgesidir. Ağrı dağı  yöresinde  tarihin  çeşitli devirlerinde yaşayan kavimler, bu görkemli dağa kutsal bir yapı gibi bakmışlardır.

Ağrı aynı zamanda dünyanın sayılı dağlarındandır. Nuh tufanına ve Nuh gemisi  aramalarına  konu  olduğundan özellikle yabancı dağcıların ve din adamlarının   ziyaretgahı   olmuştur.   Ağrı  Dağının   Türk  tarihinde   ve Edebiyatında da müstesna bir yeri vardır.

Tevrat ta  ve  bazı  kitaplarda  Nuh’ un Gemisinin tufandan sonra Ararat dağına   oturduğu  yazılıdır.    Kuran- ı  Kerim’ in  Nuh  suresinde    Cudi dağında olduğu belirtilmektedir.  Acaba Orta Doğunun çatısı durumunda olan  Ağrı Dağının  adı  Tufan  olduğu  zaman  “Cudi”   miydi? Veya Ağrı dağının güney karşısında gemi siluetinin olduğu  Meşar  dağının  eski  adı Cudi’ midir?

Ağrı  Dağının  bütün  dünyaya  ün  salmasının  başka  sebepleri şunlardır.
Ağrı, Avrupa’ nın  bütün zirvelerinden yüksektir, bu dağın bir özelliği de, yek pare bir kütle halinde birden bire yükselmesidir. Bu dünyanın belki en muazzam  dağ  manzarasıdır.    Himalaya   ve   Antlar   gibi  ulu  dağlarda yükselme  tabaka  tabaka  olduğu  için tek başına birden yükseliveren Ağrı Dağının heybetinden mahrumdurlar.

İki  kartal  yuvası  gibi  Ağrı  dağları  efsanelere  en  çok konu olan dağdır. Geçimsiz   iki  bacı  efsanesi  Adem  ile  Havva  efsanesi  Nuh’ un  Gemisi efsanesi bunların en çok bilinenleridir.

Anadolu   dağlarının   başı  sayılan  bu  dağ  dünyamızın  da  belli   başlı dağlarındandır.   Ağrı  sadece  Türkiye’ nin  en  yüksek  dağı  değil  aynı zamanda  bölgenin  tarihi,  coğrafyası,  iklimi,  folkloru ve toplum hayatı üzerinde  büyük  etkisi  olan  bir  tabiat  harikasıdır.  Bu  dağ sır doludur, kültür  doludur.... Bu yüce dağın bağrında nice efsaneler saklıdır. Bunlar yukarda belirtilen efsanelerden ayrı olarak; dağ anaları, kar adamları, dağ canavarları, Şahmeran ve aşk hikayeleridir...... Özellikle mitolojik içerikli olanlar ve Nuh’ un gemisi efsanesi halkın hayal zenginliğinde şekillenerek kalıplara   sokulmuştur.   Halk,   ağzı  dili  olmayan  bu  koca  dağı dillendirmiştir.   Adem  ile  Havva’ dan  başlayıp  günümüze  kadar devam eden  bir  çok  dini,   efsanevi,  bazı  toplumsal   ve   aşk   olaylarına   konu olmuştur.

Ağrı    ve   Aladağ  da  Oğuz,  Arsaklı  ve   İlhanlıların   yaylakları   vardı. İlhan’ lılar   sevinçli  günlerinde ,  toplantı -  Bayramlarda  kurultaylarını burada  yaparlardı .  Yazı  burada ki yazlık saraylarda geçiren İlhan’ lılar, bütün  Anadolu  ve  İran’ ı  buradan idare ederlerdi. Ağrı, İran,  Kafkasya ve  Anadolu  üçgeninin   tam   ortasında  bulunduğundan   zaman   zaman değişik   devletlerin    kontrolünde    olmuş   4.   yüzyıldan  fazla   Osmanlı Devletinin   milli   sınırları içende kalmıştır. 1878 Berlin Antlaşmasından sonra  ve  1.  dünya  savaşı  sırasında   Türkiye,   Rusya  ve  İran  arasında paylaşılmıştır.

XX.    Yüzyılın   başında  Büyük   Ağrı  Dağının güney tarafı Türkiye’ ye, kuzeyi   Rusya’ ya   ve   Küçük    Ağrı Dağının  doğu cepheside İran’ a ait bulunuyordu.  1.  Dünya  savaşından sonra 16 Mart 1921 de Moskova,  13 Ekim  1921  tarihinde  Kars antlaşmalarıyla sınırlar belirlenerek Türkiye- Sovyetler   Birliği  hududunun  Aras  nehrinden geçirilmesi üzerine büyük Ağrı  Dağının  kuzeyinde  Türkiye toprakları  içine  alınmış  oldu. 1923 ve 1932   yılında  yapılan  hudut  düzeltmesiyle  Küçük Ağrı dağının tamamı Türkiye  sınırları  içerisindedir. Gezi ve coğrafya kitaplarında Ağrı dağına çok yer verilmiştir.  Arap coğrafyacısı   İstahri   yazdığı kitabında Ağrı’ da pek  çok  orman  ve  av hayvanı olduğu hatırlatır.  Mukaddesi,  Ağrı  Dağı yamaçlarında  binden  fazla köy bulunduğunu yazar. X. Yüzyılda yaşamış olan tarihçe  Thomas,  Ağrı dağı çevresinde geyik, yaban domuzu, aslan ve yaban  eşeği  gibi  hayvanların  çok  bulunduğuna işaret eder. 13. yüzyılda Marko  Polo da  “ Nuh’ un dağı”  nda araştırma yapmış, seyahatnamesinde bahsetmiştir.

Ağrı Dağının Ayırıcı Nitelikleri

Türk  ve  dünya  kültüründe  Ağrı Dağının  özel  bir  yeri  vardır.    Gerek yurdumuz  gerekse  yakın  doğu  kültürlerinde, Ağrı Dağı ile ilgili pek çok efsane  geliştirilmiştir .  Ermeni’ lerin kendi ülkelerinin merkezi olduğunu iddia  etmeleri,  Yahudi  kutsal  metinlerinde ve Hıristiyanlıktaki Nuh’ un gemisinin  bu  dağa  indiği  inancı  Ağrı Dağının  hem  siyasi   hemde  dini yönden önemini artırmaktadır.

Dağcılık Sporu

Dağa  çıkış  izinle  olmaktadır.  Yaz  ve  kış  çıkışları olmak üzere yılda iki defa  çıkış  yapılır. Y az  çıkışları  Temmuz,  Ağustos ve Eylül, kış çıkışları ise  Ocak  ve  Şubat  aylarında olmaktadır.  Türkiye Dağcılık Federasyonu özellikle  30  Ağustos  Zafer  tırmanışını  uluslararası   boyutta   organize ederek  dağın  tanıtımını  da  yapar . Her zaman Eli Köyüne kadar çıkmak için  ilçe  merkezinde  arazi  tipi  araçlar ve kamyonlar bulunabilmektedir. Eli  Köy  ile  3200 m. kampı arasında katırlarla dağcı yükü taşınmaktadır. İhtiyaç  duyulması  halinde  bir  gece  konakladıktan  sonra  4200 kampına çıkılmaktadır.   İklim  ve  basınç   sorunu   yaşanmıyorsa  direk   olarak  da çıkılabilmektedir.    4200  kampı  yazın  buzulun  başladığı  yer  olarak değerlendirilir. Bu kamptan sonra buzul tırmanışı başlar. Sabah çok erken saatlerde  tırmanış  başlar  ve  zirve yapıldıktan hemen sonra dönüş başlar. Dönüş hava durumuna göre 3200 kampı olur.

Ağrı Dağının  doruğu  çok  uzaklardan ve geniş bir alandan görülür. İran, Azerbaycan,  Van,  Kars,  Iğdır  ve   Bitlis’ den   açık  havalarda  yüksek yerlerden bakıldığında bu  görkemli  dağ  görülebilmektedir.   Büyük Ağrı’ nın  4 .000  metre  yukarılarında  her  zaman kar bulunur, takke biçiminde doruğu  örten  karın  bir  kısmı buzuldur. Genişliği 12 km. ye varan buzun aynı zamanda   Türkiye’ de  mevcut  az sayıda buzullar arasında en büyük olanıdır.

Ağrı dağının yamaçlarında su kaynağı bulunmaz, yukarılardan akıp gelen kar  ve  yağmur  suları  vardır  ki  bunlar  fazla aşağılara inmez. Çok yağış almasına  rağmen  çatlaklar  ve  andezit  yapı  suyu hemen emer. Sıcak yaz günlerinde  bilhassa  dağın  güney  yamacı  bir  çöl  gibi olur, sadece dağın eteğindeki ( Dip kısmı) köylerde kaynak ve sazlık suları vardır.

Ağrı  Dağının  eteklerinde  özellikle  güney  doğu  eteğindeki  inek   vadisi denilen yerde her biri yüzlerce hayvan alabilecek genişlikte bir çok mağara oluşmuştur,  bu  mağaralar  hayvan  yetiştirilenlerce  barınak (kom) olarak kullanılmaktadır.    Daha  aşağılarda   Hallaç   köyü  yakınında bir de buz mağarası vardır.

Ağrı Dağının  güneyinde  yer  alan  Doğubayazıt  ovası kuzeyindeki Iğdır ovası  ve Sürmeli çukuruna göre  yüksektedir .Yani dağın kuzeyindeki ova güneydekinden yüzlerce metre aşağıdadır.

“AĞRI” ADI NEREDEN GELİYOR

Ağrı dağının adı zaman zaman değişik söylenmiştir.

Çeşitli tarihlerde Ağrı’ ya Argı, Han Argı, Argurı, Arkuru, Ark dağı, Argı dağı denilmiştir.  Selçuklular buraya yerleştikten sonra Eğri dağ, bilahare Ağrı dağ adını aldı. Zamanla Ağrı dağı, şekline dönüştü. Halk bazen Kire / kıra olarak da ad vermektedir.

1938’ den  beri  İl,  sınırları  içindeki  Türkiye ’ nin bu en yüksek dağı olan Ağrı dağına izafeten AĞRI olarak isimlendirilmektedir.

“Urartu”  adının  bu  kavme,  güneydeki  Samiler  tarafından  verildiği   ve bunun  “Ur-Ar-tu”  ( Yukarı ülke, yüksek memleket) manasına geldiği ileri sürülmektedir.    Hatta  bu  isimdeki    “Ur”   (  yukarı, yüksek) kelimesinin Sümerce’ den   geldiği  ve  Akadlılarca  Dicle- Fırat yukarılarının “Yukarı memleket ”  manasına  böylece  anıldığı kanaatine varılmıştır. Bu yüzden, Urartu ülkesinin en yüksek dağlarına da “Ararat dağları” isimleri verilmiş bulunuyor.  Sonradan  Musevilerle,  Hıristiyanlar “ Tevrat” tan alarak bu adı Ağrı Dağına alem etmişlerdir.

Küçük Arsaklı devleti zamanında memleket başlıca 15 eyalete ayrılmış; bunlardan  hükümdarların  yazlık  ve  kışlık  başkentlerinin  bulunduğu yukarı     Aras  boyu   ve   Ağrı Dağı   çevresinde  ARARAT  eyaleti  adı verilmiştir.

Anlaşılacağı gibi, Ararat, Ağrı dağının adı değil, bu bölgenin Urartu ve Arsaklılar  zamanındaki  adıdır .  Ağrı dağının eski Türkçe’ de “yüksek” anlamına  gelen  ağrı   ve  ağru  kelimesinden geldiği öne sürülmektedir. Ayrıca  ağrı  kelimesinin  Arapça’ da “  muhteşem ” anlamındaki ağra ile ilgili olduğu da belirtilmektedir. Bu adlar, zamanla söylene söylene halk arasında Ağrı Dağı olarak benimsenmiştir.

 


 

 

 

 

 

 

 

Ağrı Dağı - Jeolojik Yapısı

Volkanik bir dağ olan Ağrı Dağı bilindiği üzere ülkemizin en yüksek dağıdır. Ancak sanılanın aksine tek bir kütleden oluşmaz. Çevresi yaklaşık 130 kilometreyi bulan bu dağ 3000 metreden sonra ikiye ayrılır ve Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı olarak adlandırılır. Büyük Ağrı''nın zirvesi ve krater kalıntısı geniş buzulların altındadır. Küçük Ağrı''nın ise buzul hareketleri ve erozyonlar sonucu krater çanağı yok olmuştur. Bu nedenle 3896 m yüksekliğinde olan dağ oldukça sivri bir yapıdadır.Büyük Ağrı Zirvesi ise birbirine yakın iki ana zirve bloğundan oluşur. Güney ve batı yüzlerinde 4800 metreden itibaren daimi buzullar dağı kaplar. Dağın diğer yüzeylerinde ise buzullar daha da aşağılara kadar

ilerlemektedir.Dağın Güneyinde ve kuzeyinde zirveden başlayarak yaklaşık 2000 metre kadar aşağıya uzanan iki derin vadi bulunmaktadır.

 

JEOLOJİK YAPISI VE ROTA
 

Ağrı Dağı, Türkiye, Ermenistan, Nahçıvan ve İran devlet sınırlarının kesişme noktası yakınında yer almaktadır. Türkiye’nin en yüksek noktası olan bu dağ, Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Erzurum-Kars Yaylası kesimini Murat havzasından ayıran merkezi sırt Karasu-Aras Dağları’nın doğu ucunda yükselen büyük bir volkan konisidir. Her iki dağın çevre uzunluğu 128 km olup, 1.188 km2’lik bir taban üzerinde yükselmektedir. Dağın tepe tarafı üç çatallıdır ve en yükseği Iğdır’a bakmaktadır. Ağrı dağı küçük tepeler teşkil etmeden, birdenbire tek başına yükselerek dünya volkanlarının en görkemlisi olmuştur. Dağ geniş bir alana egemen olduğu için Iğdır İli’nin ne Nahçıvan’ın her tarafından, Ağrı ilinin birçok yerinden, Van, Erzurum, Kars, Ermenistan ve İran’ın yüksek yerlerinden görünmektedir.Genellikle doğu-batı doğrultusunda uzanan kıvrımlı temelin güneye doğru yön değiştirdiği ve Van havzasını İran Azerbaycan’ından ayıran dağlara geçtiği bir kesime yerleşmiştir. Dağın,              % 65’lik kesimi Iğdır İli’nde, % 35’lik
kesimi ise Ağrı İli topraklarında kalır. Ağrı, en yakın kentler olan Iğdır’a 15 km, Doğubeyazıt’a ise 20 km uzaklıktadır.  Gürbulak Sınır Kapısı’na ulaşan E 23  ve Dilucu Sınır Kapısı’na ulaşan D 080 devlet yolları yöreyi ülke içi ve ülke dışı karayolu ağına bağlamaktadır. Iğdır ve Doğubeyazıt ile Türkiye’nin büyük kentleri arasında her gün düzenli otobüs seferleri yapılmaktadır. En yakın havaalanları, Ağrı (100 km), Kars (130 km) ve Erzurum (345 km) illerinde bulunmaktadır. Iğdır’da da bir havaalanının yapım çalışmaları halen devam etmektedir.


 

Ağrı Dağı, çeşitli geleneklerde farklı şekilde adlandırılmıştır. Yakut dilinde “Ağr”, Selçuklu Türkleri’nde “Eğri Dağ”, bazen de “Ağır Dağ”, İranlı’larda “Kûh-ı Nûh”, Araplar’da Büyük Ağrı’ya “Cebelü’l-hâris”, Küçük Ağrı’ya ise “Cebelü’l-huveyris” isimleri verilmiştir. Ermeniler bu dağa “Massis” veya “Masik” derken, sadece Batı coğrafyacıları “Ararat”demektedir.


 

Ararat adının Nuh söylencesinden geldiği belirtilir. MÖ Ortadoğu tarihinin en geleneksel kaynağı olarak kabul edilen ve Musa tarafından yazıldığı ileri sürülen Eski Ahid’in (Tevrat) beş kitabından ilki olan Tekvin’de Ararat ilk kez şöyle geçmektedir: “Ve gemi yedinci ayda, ayın on yedinci gününde Ararat Dağları üzerine oturdu” (8. Bap 4. Ayet). Ağrı Dağı’na Ararat denmesi de, Tevrat’ta geçen Ararat Dağları’nın Ağrı Dağı ile aynı sayılmasından kaynaklanmıştır.


 

“Ararat” Ermenice bir kelime olmayıp, Asurlular’ın Urartu ülkesine verdiği addır. “Ağrı” adının Şamanizm devri Türkçesi’nden gelmiş olma olasılığı fazladır. Çünkü Pekarsky’nin Yakut Dili’nin Sözlüğü’nde “Ağr” veya “Ağrı” “Kocaman” ya da “Tanrı” anlamındadır.


 

Büyük Ağrı’nın etrafı andezitlerden ibarettir, dağın yamaçlarında muhtemelen yarıklardan püskürmüş genç bazalt akıntıları bulunmaktadır. Süngerimsi yapı gösteren bazalt lavları Iğdır-Doğubeyazıt asfaltına kadar yayılmıştır. Yükseldikçe yamaç eğimi artan  Büyük Ağrı Dağı kütlesinin ana çatısını andezit bileşiminde lavlar oluşturmaktadır; yarıklardan ve parazit konilerden çıkan lavlar dağın özellikle kuzeybatı ve güneydoğu yamaçlarını önemli ölçüde kaplamıştır. Bunlardan Büyük Ağrı zirvesinin 5 km kadar kuzeybatısında bulunan Kıpgöl
Dağı bazaltik bir kütleden oluşmuş olup, yüksekliği 3.300 m’yi aşmaktadır. Güneydoğusunda ise Biçare Dağı (3.093 m) çevresinde parazit koniler halinde tepeler yer almaktadır. Burada 400 m çapında batıya doğru ağzı açık olan krater tespit edilmiştir (Karnıyarık Dağı 2.259 m). Diğer taraftan, yine Büyük Ağrı volkanik kütlesinin doğu kesiminde üç parazit koni daha bulunmaktadır. Bunlardan Çataltepe (4.500 m)’den çıkan lavlar Aras Nehri’ne kadar yayılmıştır.